Thursday, November 11, 2010

Affetme(me)k

Kararsızlık içindeydi. Bir tarafı duyduklarını hazmetmekte zorlanıyor öteki yanı ise bunun neden kendi başına geldiğine bir anlam vermeye çalışıyordu. Öyle ya haksızlıktı bu! Tahammül etmek bir tarafa, hissettiklerini saklamak bile imkansızdı. Gecenin kör karanlığında sokağın ortasında biraz ileride birbirleriyle takışan sokak serserilerinin sesini, içinde yükselen isyan bastırıyordu. Kızgındı; ama kızgınlığının ötesinde, korkuyordu. Başına gelenler yok yere miydi? Ne için katlanmıştı onca şeye? Neden sabretmişti ve ne kazanmıştı? Boş yere geçen zamana küskündü. çekilen onca sıkıntı...Hepsi bir hiç...O bunu “hakkedecek” ne yapmıştı?



Öfkesinin onu esir almasına izin veriyordu. Bu esaret onun yaşadıklarına içerlemesinden öte, onu kendince çok güçlü kılacak bir aldatmacaydı. Sanıyordu ki ne kadar öfkeli olursa, ne kadar çok affetmeyeceğini yinelerse kendine, o kadar güçlü olacaktı. Unutmamaya yemin etti; O affetmeyecekti!.... Çünkü bunların hiç birini hakketmemişti....



O, Kurbandı....!



Kolaya kaçtı....yüzleşmekten korktuğu seçimlerinin ağırlığını hafifletmek uğruna kibirinden güç aldı, affetmeyecekti....! ne de olsa, o, üzerine düşenleri fazlasıyla yapmıştı...affetmemek pek tabiki hakkıydı... o bunların hiç birini hakketmemişti. O, kurbandı....... lakin unuttuğu bir şey vardı....Kurban olmak, hakketmemiş olmak kolaydı. Affetmemek çok kolaydı. Kolaydı, bir şeyleri başkalarına yıkmak, üzerinden bütün sorumluluğu atmak, sorumluluktan kaçmak. Kolaydı, affetmemek.... sadece kibire sığınılmış bir güç gösterisi değildi bu...Bu, affedilmeyene kapıyı çarparken kendini içeriye kilitlemekti. Bu, kendini yaşadıklarına mahkum etmek, olası seçimlerini kısıtlamak demekti... aslında bu, kendine yalnızca yine aynı seçim şanslarını bırakmak demekti.



Kendi seçimlerinin sorumluluğunu alamayanlardır affedemeyenler... çıkmak istemezler o küçük odanın dışına, kolaydır başkalarına suçu atmak. Kolaydır, çünkü hayatının sorumluluğunu almana gerek yoktur. Ve fakat bu, yeni olası seçimlere de kapatmaktır kendini.. affedilmeyene kapıyı çarpıp içeride kaldığın sürece , ya yalnızca yapmış olduğun yanlış seçimlerle var olur ve aynı seçimleri yapmaktan kurtulamaz yada aynı hataları yapmamak için başkalarının senin adına seçim yapmasına izin verir, kendini bilemezsin....



affetmek özgürleştirir.....yeniden hayatının iplerini eline al, sorumluluğu üstlen ve kilitleme kendini..



Sevgiler...

Uyanmak adına

İnsanoğlu görmediğinden korkar olmuş, karanlık illüzyonuna gömmüş geceyi. El yordamıyla görmediklerini yorumlar olmuş, kendi merceğinde elemiş gerçeği. Uyandım sanmış önceleri gerçek sandığı düşlere , meğer karanlıklara düş'müş cevheri. Ona Karanlıktan korkmasını öğretmişler önceleri. Bilinmeyenden korksun istemişler, kendini keşfetmesini engellemişler . Kendini bulmasın diye türlü korku illüzyonlarıyla süslemişler hakikati; gizlemişler geceye cevherini. Karanlıktan korktuğundan cevherini bulamamış insanoğlu. Bilinmeyenden korkmuş... kendinden korkmuş... kendini bilmeyi unutmuş, bilmediğini unutmuş, karanlıkta düşlere gömülmüş. Kendiyle birlikte gömmüş geceyi, cevherini unutmuş..Işığı sönmüş...

Bakmamış, görmemiş, bilmemiş gerçeği!...Ne ayın geceye hasretini fark etmiş, ne günün geceye sabrına meyletmiş, ne de bilmiş kendini... gömmüş ya geceye cevherini; bilememiş içindekini...Gizlediğini... ay gibi, güneş gibi, ve sadece kendine özeli, kendi cevherini...

Karanlıktan korkmak yerine karanlıkları aydınlatanları görebilmektir aslolan...Geceye doğan ay gibi, güne doğan güneş gibi..Herkesin kendi cevherini ortaya koyması, karanlığına ışık olması, karanlıklardan uyanması, unuttuklarını hatırlaması, kendini bulması, dahası bilmesi dileğiyle...

Tuesday, November 9, 2010

Hiç beklemediğim bir anda kelimler dökülür ya aklına nerden geldiğini bilmezsin aslında pek sorgulamazsın da nerden geldiğini sadece izin verirsin gelmesine aklına girmesine ve hayatında yer etmesine."SEN" geldin hayatıma nerden geldiğini biliyorum ama seni bilmiyorum ki öğrenmek diil amacım seni gün içinde arayışlarımda "SESİNİ" duyabilmek, atmadığın o msj var ya onu beklemekten telefonuma bakmaktan kolum yoruluyo cebime her koyduğumda telefonu 1 dk olmadan geri çıkartıyorum acaba hissetmedim mi msj attında ben mi görmedim diye ama yok atmamışsın..üzülüyorum..ama kimseye belli etmiyorum çünkü hep yüzü güle birisiyim biraz bişiye konsantre olsam bile çevremden sorarlar nooldu niye gülmüyosun diye hep konuşan arkadaşlarıyla takılmayı sürekli bişilere laf sölemeyi seven birisiyim ki arkadaşlarımda bu halimi seviyorlar telefona baktıktan sonra bi terslik olduğunu anlamak için filozof ya da insan sarrafı olmaya gerek kalmıyor yani.Aslında diyorum kendime niye bu kadar merak ediyorum ya da ondan haber bekliyorum..bilmiyorum..

tek bildiğim onu istediğim...

Saturday, October 23, 2010

yine bi gece.....

Yine bi gece yürüyodum yolda dün gece 2 kere aramışsın tam sonuncusunun bittiği yerde gördüm aradığını bi daha ararsın diye dönmedim arkadaşlarımın yanına yürüdüm ama aramadın..... 3. kez aramadın.....ve unutmadan her durumda her şekilde açarım sadece açana kadar ara yeter.mesela şimdi hadi hazır bunu okudun nerde olduğumun bi önemi yok iki elim kanda olsa açarım o telefonu eğer farkındaysam aradığının ne sarhoşluğumun ne de başka bişiyin etkisi diil bu sadece farketmedim aradığını.....dolunaydandır diyelim....hadi ara....belki sana bi süprizim olcak

Saturday, October 9, 2010

farkındayım

Yolda yürürken bana baktığınızı farkedebiliyorum mesela....ve niye baktığınızda.....kıyafetlerime ya da görünüşümemi yoksa telefonla olan konuşmam yüzünden mi farkedebiliyorum


Dar bir sokakta yürürken kafamı yukarıya kaldırmama gerek yok ki astığınız çamaşırlarınızın farkındayım ya da kirli çamaşırlarınızın evet onlarında farkındayım.....


Bana gülümserken kafanızdan neler geçer bilemem ama iyi olmadığında farknıda olduğumun farkında olmadığınızın farkındayım.....


Yalan sölediğimde inanmadığınıznda farkındayım ama yalan sölemeyi sevdiğimin farkında mısınız acaba ?Ben farkındayım.....


Birisiyle ilk tanışmamda bana ısınıp ısınmayacağının 3.cümleden sonra benim cümlelerime bağlı olduğunun farkındayım.....


Araba kullanırken bana güvenmediğinizin farkındayım.....(hemde hepinizin).....


Bana kızgın olduğunuzda başkaları yanınızdayken gülümsemenizi değiştirmemek verdiğininz çabanın farkındayım ama siz benim buna saygı duyduğumun farkında mısınız?ben farkındayım.....


Sizden birşey istediğimde buna istekli olup olmadığınızın farkındayım o yüzden hep alternativ sunarım acaba kaçınız farketti bunu?


Bir kız bana baktığında gördüğü şeyin ne olduğunun 100% farkındayım.....


Dışardan görünüşümün çok artist olduğunun farkındayım....


Dişime kaçan simit susamının farkındayım.....


Aklım yerinden çıkıyor farkındayım....


Bıraktığınız yerde olmayacağım hiç bir zman farkındayım....


Arkadaşlığın öneminin farkındayım.....


Mehmet'in uyanmamasının gerektiğinin farkındayım.....



Saygılarımla.....

Monday, September 20, 2010

Erkek severse.....

Birşeyler farkettim uzun olmasada baya bi çalışmamın sonucunda.Erkekler sevmeye kadınlardan önce başlıyorlar.Bunu açıklaması garip ama denicem işte.Bakalım kelimeler nereye kadar kifayetli olabilicek.


Eğer bir erkek bir kızı kafasına koymuşsa burda önemli olan ona ulaşmak ya da ulaşamamak değildir.Erkek o anda sevmeye başlar kızı,o kız için başlar çabalamaya.Dikkatini çekebilmek için yapmadığı şeyler yapmaz aslında ama yaptıklarını daha iyi yapar.Biraz göze batıcak şekilde.Erkek dediğimiz aslında pek gülmez hele ki 20 yaşından sonra eskiye oranla daha az gülmeye başlar ama gülünce annesinden ya da çevresinden "lan oğlum gülmek sana yakışıyor"denmediği için değil.Denmiştir zaten ama hayat yavaş yavaş biner işte erkeğin omuzlarına sanki hiç derdi tasası yokmuş gibi gidip birini sever bide.Hep onunla olmak ister.Ondan msj gelince güler.Ondan cevap gelmezse msjlarına üzülür kafasında kurarda kurar.Erkek kafasında kurduğu sürecinde kızdan cevap gelir mesela "uyumuşum" erkeğin içi gıcıklanır.Daha çok sevmeye başlar.Kız hala kendi halindedir belki haberi yoktur bu sevgiden çünkü erkek bi anda açamaz kendini tabiri cayizse g.t ister bu.Ne yüzyüze ne telefonda söliyebilir.Zordur erkek için.Helede accık doğululuğu varsa.Kızın anlamasını olucaksa evet ben senle varım demesini olmayacaksada kusura bakma ama ilgin benim sana olan ilgimle aynı değil olmayız demesini bekler.Erkek çevresinden görmüştür daha önce başkaları ne kızları aşık etmiştir kendilerine bırakmaz savaşır.Göz yaşı dökmez belki ama hep içi acıyarak gezer.Eğer erkek sevmişse.(şimdi burda bi parantezle şunu sölemek isterim 2 yönlü ilerler hikaye burdan sonra)


Birincisi,eğer erkek sonunda zafere ulaşmışsa uzun bi ilişki sürer ve erkek ayrılır çünkü sevmeye erken başlamıştır erken biticektir.ama güzel uzun bi ilişki olur geride kalan bi kız acıları ve 3 ay sonra bulduğu yeni sevgilisiyle.

İkincisi,eğer erkek sonunda zafere ulaşamamışsa dönüp bakar arkasına ve anlamışsa artık olmayacağını hiçbirşeyin.Der ki "değerdi ulan,senin için harbi değerdi" der ceketini alıp çıkmak terimini düşünün o şekilde bırakır gider içinde hep bi acı ve acının verdiği olgunlukla.....


bu aralar ki bi tespitim di saygılar.....

Wednesday, September 15, 2010

Sende buraya kadarmışsın.....

Hoşçakal aşkım.Hemen kızma ve buruşturma yüzünü oku sadece bak benim.Uzun bi msjdı bu sana biliyorum ama senden rica ediyorum oku sadece ve içinden gelmiyorsa cevap yazma.Lütfen.Aşkım dediğim sen değilsin sana olan aşkım o.Aşkım dememe hep kızardın ne çok istedim sana aşkım demeyi neyse.Çok istediğim şkımı yüreğine üfliyebilmeyi ve çok istedim 'O' olabilmeyi senin için ama bugün seni inceledim.Sadece sendeydi tüm dikkatim beni en çok etkileyen şeyin gülüşün olduğunu frkettim güneşin doğuşundan da batışından da daha güzel o gülüşün.Hep gül hep gülümse umarım.Bugün yoktu o gülüşün.Kanatlarını hayal ederdim sırtından çıkan beyaz iki büyük kanat ne kadar çok uyumlu olurdun onlarla bi bilsen.Onları görebilmek hayal edebilmek için uzun uzun baktım sana.Yok açılmadılar.Anladım açılmayacaklar.Hoş zaten seni melek yapan şey kanatların değildi ki.Ve o deniz kokun.bana hep deniz deniz kokardın.Parfümlerin altından o güzel deniz kıyısındaki insana huzur veren o güzel kokun.O kokuyuda hissedemedim bu gün.Belkide bana ilk defa yalan sölediğin için hani demiştin ya mesajlarında ilişki istemiyorum diye.İstiyomuşsun işte güzelim.Ne gerek vardı ki.Sadece diyiceğin seni istemiyorum.Neyse.Umarım çok çok mutlu olursun.Umarım bir başkası o güzel güneş saklı yüreğine daha güçlü üfler aşkını ve aşkı tadabilirsin o herşeyden güzel yüzünü kahkahalarla süsletir umarım.Bir daha açmıycam bu tarz konuları.Vazgeçmiş değilim sna hala sırılsıklam aşığım ama seni artık daha fazla bunaltmak ya da rahatsız etmek ya da ne dersen işte huzursuz etkmek istemiyorum.Hepsi bu.Büyük ihtimalle son kez pamuk pamuk uyu.....


Mehmet yazdı.....