Tuesday, November 10, 2009

Düşen bir Melek için.....

Öncelikle verdiğin tüm mutluluklar ve acılar için teşekkür ederim.Bunu biraz açıklamak istedim mutluluk açıklanıcak birşey yok gayetinden çok mutlu ettin beni bunun için teşekkürler ama verdiğin acı.....bunun için de sonsuz teşekkür ve minnetimi sunarım sana keşke diyorum keşke bu acıyı bile bir şekilde telafi edebilsem şaşırma kızgın, kırgın,nefretli yani sana karşı kötü bişiler beslemiyorum.Verdiğin acı olgunlaştırdı bunun için teşekkürlerim.Anlıyorum seni.....İlk başta anlamalıydım hayatıma umarsızca düştüğünde anlamalıydım özür dilerim sebep olduğum tüm sorunlar için.Elimden geldiğince yapmamaya çalışıcam ama biraz bahsetmek istiyorum geçmişten geçmişimizden.Merak etme herhangi bi isim kullanmıcam bilinmicek kim olduğun.Acı doruklarda olsa bile kızamıyorum sana.Biraz kendimden bahsedicem önce okuyan biraz anlasında aptal değil aşık olduğumu anlasın.hoş yazılarımı okuyanlar az çok anlarlar.Neyse.Bir boşluktaydım ben sen bana rasladığında içimde değildi bu boşluk dışımdaydı o kadar güzel sarmıştın ki, kendimi o kadar güçlü,özgür,senin hissetmiştim ya o kadar mutlu etmiştin ki beni aşkla tanışmam seni ankaraya tanışmamla aynı güne rastlar :) güzel bir gündü.geceler boyunca beni aramaların bitmesin diye ne çok koşardım internette bir sorun çıkarsa diye heycanlanmamaya bile çalışıyordum.Heycanlanınca ne olduğunu sen biliyorsun :) neyse.Bana bakışlarında beklediğim o hüzün vardı işte hep görebiliyordun içimi dışımı kalbimi bende o kadar sağlam değildim sen beni bulduğunda benimde yaralarım vardı başını öne doğru eğer anladığını sölerdin gözlerinle yaralarımı yüzüme bakıp gülmediğin an yoktu ki.Gözündeki ateş kalbimi yakınca sandım ki aşkımız bir ömür sürer.Artık aşkımız değil galiba ama aşkım sürücek.Napiim kalbe söz geçmiyor işte.Benim için aile hep demekti ki : Anne baba çocuklar dışarıdan çok uyumlu mutlu görünür ama içeride herkes kendisini yalnız hisseder.Aile böle bişey değilmiş teşekkür ederim bunu sen gösterdin bana.Sonsuz teşekkürler.Daha önce hiç böle bi veda şeyleri yazmamıştım.Garip geliyor.Hissedemiyorum.Çünkü bitmiş aşkın bana hissedemiyorum.Hata olduğuna nasıl inandıysan bitmiş.İnan kızmıyorum sana.Çünkü sen doğru bildiğin şeyi yapıyorsun.Sevdiğine inandığın adamın peşinden gidiyorsun.Git.Sonuna kadar arkandayım.Sonuna kadar destek veririm.Unutma hep bir telefon kadar uzağındayım.Ne istersen konuşabiliriz.Bunu anlamışsındır zaten çok sölüyorum çünkü.:)Ne yaptın nasıl yaptın bilmiyorum ama aşık kendine zilli.Benim için hep böle kalıcak mısın bilmiyorum.Seninde sölediğin gibi benimde yaralarım oldu.Daha önceleride sevdim.Hepsi bir bir silindi.Belki sende siliniceksin.İlginç senin silinmeni istemiyorum.Sevmek çok mu güzel yoksa çok mu kötü anlamıyorum bu dakikalarda çünkü çok acı veriyor ellerim titriyor.Yinede güzel birşey olarak geliyor.Neyse.Seni bu kadar desteklemem şaşırtmış olabilir diye bi kere hatırlatayım dedim sadece.Bir gün arabayla gidiyorduk.Sana demiştim ki "sadece senin sevgilin değil. Yeri geldiği zaman arkadaşın da olmak istiyorum.Hemde en yakın arkadaşın" işte bu yüzden seni bu kadar çok destekliyorum.Benim en yakınlarım yaptığım herşeyi anlıyor.Yaptığım herşeyi destekliyor.Sen ne yaparsan yap biz hep arkadayız diyorlar.Bir de galiba senin mutlu olmanı çok istiyorum ben ya.Senin mutluluğu hak ettiğini düşünüyorum.Benden daha fazla hemde.Geçenlerde bir yerde okudum ama nerde olduğunu hatırlamıyorum.diyor ki " Aşk fedakarlık ister" benimkisi böle bişey galiba.Çok aşıkım sana,yağmurdan çıkmış kedi gibi aşıkım tektanem.Sana sölediğim sıfatları hiç kimseye sölemedim ben ya da sana yaptığım tasvirleri anlatımları bir şekilde herşeyi sana bağlamayı daha önce yaşamadım ben.Ben çok büyük sevdim seni çok küçük bir zamanda.Merak etme gerçekten dediğim gibi olucak.Ben kolay giderim.Gidemedim bu zamana kadar çünkü hissetmedim.Bana aşık olmadığını hissetmedim.Bu gün aya da söledim.O umut bağladığım küçük yıldızlar var ya onlarada söledim.Artık hissedemiyorum diye.Üzülme benim için sakın.şu Funda Arar'ın şarkısındaki gibi.Tabi bir de Gülşen var.Ahmet abiyi unutmuş değilim.Seninle geçen bazı anılarımı anlatmak istedim sadece. Ama pek azını hatırlıyorum çünkü su gibi geçiyordu yanında zaman.Aklımda kalan ise kokun gözlerin ve gözlerinin arkasındaki ve sen gittikten bir saniye sonra kalbime batan milyarlarca iğneler.Yağmurları bırakıyorum sana bilirsin.:) ben mi ? ben.....Durucam burda.....Gidişini seyredicem.....Kıpırtısız sakin gibi görükücem.....Kavgasız olucak.....Fırtınasız olucak.....Saçma sapan olucak.....Organlarım birbirine vurucak.....Arkandan sessiz bakıcam.....Ben yine salağı oynucam.....Gülümsemen için gerekiyorsa gülmücem bir daha.....Bir maske takarım yüzüme gülen bir surat.....İnsanları kandırmak kolay.....Üzülme artık benim için.....Göz yaşı da dökme sakın.....Seni çok özlüyorum.....Özür Dilerim Sana Aşık Olucaktım Olamadım Seni Seviyorum Hemde Büyük Bir Aşkla Seni Seviyorum Benim Kanatsız Melek'im.....


Kaybettiğimiz Mehmet kardeşimin anısında saygılarımla.....Toprak Türk

Monday, October 26, 2009

bi dahaki sefere ben yazıcam

su notu okuyacak birkaç insan kadar iyi biliyorum ki su ana kadar cildirmamis olmam cildirmayacagim anlamina gelmiyor. ne yazık ki istatistikler her konuda oldugu gibi bu konuda da hepimizi yanıltıyor.

---

"ani hatırlama krizleri üç yüz dördüncü kez yıkadığınız bir lavabonun üzerindeki aynaya baktığınız anda altı yaşında yediğiniz bir tokadın acısını hıssetmenizdir. hiçbir zaman düşünmediğiniz, hiçbir zaman hatırlamadığınız her şeyi, o an ve yerdeymiş gibi, bir rüyadaymış gibi yeniden yaşamanızdır. bu krizler sırasında, sabahında eve nasıl döndüklerini bilmeyenlerın arasında sarhoş gecelerinde ne yaptıklarını hatırlayanlar bile vardır." HG, Ziyan

Nazlıya teşekkürlerimi bir borç bilirim onun yazısıdır çok beğenmişimdir.....

Friday, September 4, 2009

Hayatsızlık

Hayatsızlık: Bunun ne olduğunu öğrendiğimde 6 yaşımda başımdan geçen kötü bi hikaye gelir aklıma gerçek mi yalan mı onu bile sorgulamayı bilmediğim bir yaştaydım ve hayaysız kalmıştım insanlar benden sadece büyümemi olgunlaşmamı diğer çocuklardan daha farklı davranmamı bekledi ama öle olmamak için tüm gücümle savaştım bunu başardığımı düşündüğüm yıllarda nasıl da güçlü ve ulaşılmaz hissetmiştim önce bi tarafım kalktı sandım ve bunu düşürmek için insanları dinlemeye karar verdim çok insan dinledim dinledikçe insanlar arttı dinledikçe kalabalıklaştı çevrem ve çok istememe rağmen artık insanları dinliyemez oldum çünkü onlar benim dinlediğimi düşünüyorlar ve birbirilerini dinleme gibi sıkıntıları olmadığını ne de olsa onları dinliyen birisi olduğunu düşünüyorlar.Hayatsızlıktan nerelere geldik di mi dur dur hayatsızlıkla devam edicem çok insan görürsünüz aslında hayatsız yani yerler içerler sıçarlar okula ya da işe gidip gelirler belki gidip gelmezler ve bir ortama tutunmaya çalışırlar hayatsız bu diil hayatsız yer içer sıçar bi ortama tutunmaya bile çalışmaz ortamını kendi bi yaratmaz hatta ağlamaz gülmez hissiz olduğunu düşünün en iyi yaptığınız işi hala en iyi yapın ama isteksizliğinizi düşünün mesela matematikte çok iyisinizdir hatta 3 haneli sayıları aklından çarpabilen birisi olun hayatınızın anlamını bulup kaybederseniz hala çarpabilirsiniz o sayıları ama soyut bi şekilde soyutlaşmak hayattan sizi yalnız bırakmaz daha da kalabalıklaştırır içinizde sesler yoğunlaşır ve çevrenizdeki herkez öle yapma böle yap der sanki siz salaksınız ve bilmiyosunuz gibi ama biliyosunuzdur nasıl yapılacağınızı ama hiç bişeyi yanlış olduğunu bile bile yapmadınız mı ? YAPIN evet belki iyi hissettirmez her zaman ama güzeldir işte farklıdır saçma sapan şeyler için acı çektiniz mi bilmiyorum ben çektim ve çekiyorum saçma sapan olması sorun değil ben mutluyum bu belki mazoşistlik ama diil çünkü canım gerçekten çok acıyor ama bağırmak bi tür zayıflık zayıf olamamlısınız di mi hayır ya zayıf olun insanların çok olduğu bi yerde bağırın yapabiliyosanız helal olsun size ben o kadar güçlü olamadım hala ama çabalıyorum bi gün o da olur bu bağırma öle birine kızdığınız için diil acı çektiğiniz için belki anlamlı belki anlamsız bi sözcük ama deneyin ve ilk seferinde olmazsa küsmeyin kendinize ağız ses ve acı hala sizin.Teoman arkadaşım bi şarkısında bişey dedi "Yoruldukça kaybolur acılar" yalan acılar varken nasıl yorulabilirsiniz ki bunu kendi yüzünede söledim öle abi benim için dedi neyse ben yoluma devam edicem mi bilmiyorum ama deniyorum bi yol daha olmalı buralarda sanki daha önceden ama çok önceden 200 yıl önce geldiğim bi yere geri geldim evet herşey çok değişmiş ama o yolu kimse bulamaz ve bitek ben biliyorum eşyalarım sırtımda çok fazla yüküm var hepsini yanımda taşıyorum peluş yılandan şarjı bitmiş cep telefonuma bitik bira şişemden boş sigara paketine kadar herşeyimi taşıyorum yüküm ağır yüküm fazla sadece o yolu buliim yeter yük hala sırtımda ama o yolu arıyorum bulunca yazmaya devam ederim ya da bulamayacağımdan emin olunca şimdilik aramaya gidiyorum yoluma çıkan kişi ve insanlara sanki suymuşum gibi davranıcam dağ bile çıksa etrafından dolanır su sadece bilgi olsun diye söledim......Saygılarımla...... Toprak Türk.....

Friday, August 28, 2009

yola devam.....

Yargılamak diye bi terim vardı hani olayları gözden geçirmek işin doğrusunu yanlışını öğrenmek ve benzeri şeyleri objectiv bi gözle bakabilmek için yapılan bi işlem.Bunun çevremde olmadığını gösteren tüm sevgili arkadaşarım dostlarım aile dostlarım aile bireylerim ve benzeri kişilere sonsuz teşekkürü bi borç bilir ve yoluma devam ederim.....



Kulağımda müzikle tüm yolları dolaşmaktan başka bişey yapmak gelmiyordu aklıma zaten dinlemek istediğim de birkaç müzik vardı uzun zamandır dinlemek istediğim ve kulağıma taktım çevremde kalkanım monster yine bi grip içerisinde takılıyor doktor getirtmem lazım o da zor iş biraz uyusun diye bıraktım evin önünde takılıyor kendi başına arkamdakileri hissetmek için özel güç e gerek yok değil üstüne gözlerininiz 4 derece bozuk kulaklarınızın ağır işitiyo olması gerekiyor sanki önceden elf olanlar orglar tarafından yakalanmış ve geri orga dönüştürülmüş gibi geliyorlar sanki farketmiyorum yapmayın.....bi tapınak buldum ve başladım bittiğinde öğrendiğim tek şey şuydu çünkü dövüş sanatlarını öğretmiyorlar kendin su taşırken tuvalet temizlerken doğada koşarken dağdan düşer ya da çıkarken şelale altında dururken bilemedin doğal hayatta yemek ararken bi şekilde öğreniyor ve hareketleri keskinleştirebiliyorsun bana öğretilen tek şey şuydu "Dostlarını yakınında tut,Düşmanlarını daha da yakınında" yeri geldiğinde herkes cezasını alıcak bana kimi nasıl bulucaksın diye sorma 2 gün önce tuttuğunu koparan sensin diyodun tutmiim diyorum bunu tutarsam koparırım hele bi yanlışını göriim tutarsam koparırım yapma diyodum artık çok geç tuttum kopunca anlatıcam nasıl yaptığımı meraklı gözlerle beni izlemeyi bırak kendi hayatına bak saygılarımla Toprak Türk......

Thursday, August 27, 2009

Ben sanmıştım ki küçtüm ama daha sanıyordum ki ben büyüdükçe dünya küçülücek herşeye ulaşmak daha kolay olucak önce uyuduğum o güvenli beşik mi dersiniz döşek mi bilemem ama o yer büyüdü sonra ayakabılarım hatta giysilerim bile büyümeye başladı o kadar güzel ve hoş geliyordu ki insanlara artık birşeyleri ağlamadan anlatabiliyor ve istediğim şeyleri söleyince insanlar gülümseyere veriyorlardı sonra gitmem gereken yerler olduğunu sölediler benim gibiler varmış orda adına da şey demişler neydi hah okul gittim gördüm hiç biri benim gibi değildi hatta ilk gün bi kızla konuşuyordum erkek sanmıştım geçirdiği hastalık yüzünden saçları sıfıra vurulmuş bir kız yani anlıyacağınız o zamanlar azcık farklıydım.Sonra 2. sınıf çıktı herkes ooo artık büyüdün demeye başladı yazı diye bişey öğretmeye başladılar benimkisi asla güzel olmazdı zaten sevmem yazı yazmayı hep bi kolay yolunu aradım herkes harıl harıl yazarken ben kekeme gibi yazardım zaten kekemeydim de sonradan açıldı konuşmam hala takılırım büyüyen sadece bunlar olmadı artık babam arabayla okula bırakmak gibi bişey yapmıyordu büyüdün sen kendin yürü demeye başladı okula yani yollar büyüdü hep geçtiğim yerlere baktım giderek büyüyolardı o zamanlar para kazandıklarını anlamıyordum ama demekki kazanıyolarmış diyorum şimdi düşününce.Sonra harçlıklarım büyümeye başladı tabi harçlığımdan daha hızlı büyüyen enflasyondan habersizdim ben.Almak istediklerim büyüdü ya da fiyatları desek daha doğru bi aralar ayaklarımın büyümesinin hiç durmayacağını zannnettim orta 1 vardı benim zamanımda şimdilerde 6. sınıf diyorlar o zaman 41 numara ayaklarım vardı kimseye gerçek gelmiyordu ama doğruydu aynada ben bile artık daha büyük görünüyordum elbiselerim değişmiş yani önlük gitmik kravat gömlek pantolon geldi orta 1 bitmeden kıyafetler giderek küçülmeye başladı derlerdi sonradan anladım küçülen onlar değil benmişim orta 2 de yine okulum değişti daha farklı bir okul daha büyük arkadaş çevreleri vardı bu okulda ben hep büyük iyi sanırdım ama arkadaş çevresi karşıda ne kadar büyükse aralarına katılmak o kadar zor oluyormuş meğersem.Evet başlarda baya bir zorlandım hatta benden nefret ettiler nefretlerin büyüdüğünü o zaman anladım tabi kavgalarında onun öncesinde bi orta okulda burnum kanamıştı yediğim bi kafa darbesi üzerine ve sonrasında hiç büyük kavga görmemiştim taki orta 2 ye kadar büyük bir kavga ve tabiki alınan her darbede açılan büyüyen yarayla beraber bi dünya görüşü var tabi cevrene göre hala küçüksün abiler ablalar sana hala çocuk muamelesi ve böle böle büyüyo bunlar diyolar hmm demekki kavga büyütüyor e o yaşta var mı daha ötesi büyü de büyü büyü de büyü kavga da kavga ve büyümek = kavga etmek ti bi aralar benim için sonra lise oldu bi sınava soktular orta okuldaki başarımı yanımda oturan arkadaşıma borçlu olduğum için lise sınavında başarısız oldum büyük bir başarısızlık artık sınavların önemi daha bir büyümüştü ben fark bile etmemiştim.Düz bir liseye başladım adına Sivas Lisesi diyorlardı ilk 6 ay herşey aynı gibiydi ilk gün yediğim fizik öğretmenimden olan büyük tokatı saymazsak 6 ay sonunda kar yağmaya başladı ve ilk büyük kavgama karıştım nasıl olduğunu hatırlamıyorum ama büyük kırmızı bişey bana geldi çarptı adına kar topu diyolar kan topu daha doğru olurdu sinir giderek artıyormuş hele de lisede kavga kaçınılmaz ve büyük polislerin bazı kavgalarda neden etkisiz kaldıklarını o zaman anlamıştım büyük bir kavgaydı lise kavgasına göre büyüktü o zaman biraz daha büyüyorum gibi gelmişti lise hayatım boyunca neredeyse her hafta lise çıkışında bir kavga ve sonra orta okuldaki bi arkadaşımın evinde pansuman ve sonrasında eve giderdim tabi üniverste sınavları geldi çattı büyük bir sınav kesin kazanmalısın küçük şehrin büyük adamlarından birinin çocuğu olmak anca o zaman belli oluyor insanların beklentisi büyük oluyor kesin iyi biyerler kesin büyük puanlar gelicek diye bekliyorlar ilk sınava girdim çıktım ve büyük bir kötü sonuç.Sonuç beni büyük ölçüde etkilemişti ama babam daha büyük etkilenmişti ki bana başım dik yürümek istiyorum dediğinde büyük koymuştu bazı şeylerin kavgada alınan yumruklardan daha büyük bi şekilde etkilediğini görmek büyük bir şaşkınlık yaratmıştı bende sonra üniverste dedikleri o yere geldim yine büyük paralar verilerek geldiğim bu yerde büyük insanlarla tanıştım birkaçıyla hala görüşmekteyim hatta dostum var aralarında o bilir kendini bi yazımı ona itafen yazmıştım neyse büyük adamdır kendisi.Sonuç olarak ben sanmıştım ki büyüdükçe bişiler küçülecek hayır arkadaşlar hayır büyükdükçe dünyada büyüyormuş yani büyüyün ki küçüklere yer açılsın bu küçük dünyada hepinizi saygıyla selamlar ve yazıyı burada bititirim(akustik fantastik öyküye devam edicem fanlarımın seslerini duyabiliyorum sonra nooldu diye büyük bir heyecanlar bağırıyorlar az kaldı merak etmeyin ben dizi yazarları gibi protesto vari şeyler yapmıyorum sadece zamanım olmadı)saygılarımla Toprak Türk.....

Monday, August 24, 2009

Kelimelerle yazılamayacak şeyler vardır ne kadar iyi tasvir ederseniz edin yinede hissiyatı başkadır.Hep bi tasvirde "hani şöle şöle dir" derim.bu defaki "hani" ile geçiştirilebilicek birşey değil.Ağzınız yanar ya hani çok acı bi biber yediğinizde ayran su ekmek geçirmeye çalışırsınız büyüklerinizden öğrendiğiniz gördüğünüz kadarıyla diil diil öle bişey de değil.Ne bi evlat acısı gibi ne de şehit annesinin duyduğu üzüntü gibi o kadar kötü değil çünkü ama farklı eli kesen kağıt ya da omza giren kurşundan daha acı veriyor çünkü aklında hislerinde kanında dolaşan bi madde gibi her kalbinden geçişinde acıtıyor işte evet evet böle bi tasvir olabilir aslında.Herşeyin olduğu gibi bununda bi "ama"sı var elbette ve hikayemiz burda başlar aslında sonudur ama sonun başlangıçı şöledir. Bir su düşünün akar su ya bildiğimiz akan akarsu.Bu akarsunun taşıdığını bazı alivyonlar var elbette akarsı bir gün bir oluka doğru akmaya başlamış hafif kalın ama yinede sağlam bir oyukmuş bu ve diğer tarafıda görünüyormuş ama alüvyonlar geçerken çarpıyormuş derken bir gün oyuk çatlamaya başlamış ama acıyı bi düşünün ya hissetmeye çalışın dişiniz gibi sanki dişiniz çatlıyo ama tamamen kırılmıyor ve arasına soğuk su ve hava dolup dolup boşalıyor çok can acıtıcı birşey ama yapıcak birşey yok alüvyonlar gelmeye ve çatlağı büyütmeye devam ediyorlar acı dayanılmaz olucak gibi görünüyor derken geçen alüvyonlardan bazıları artık acıtmamaya başlıyor ama büyükler öle acıtıyor ki küçükleri farketmiyo bile büyük taşlar giderek azalmaya başlıyor biyerden sonra artık eskisi kadar acımadığını orda sadece bir boşluk olduğunu hissediyorsunuz ve ordan hızla akan bir akar su artık acı yok artık acı yok elbette arada bir gelicek o büyük taşlardan ve soğuk rüzgar esicek acıyacak ama bu dövme yaptırmak gibi önce çok acıyacak sanarsın sonra acımayınca bi tane daha ve bi tane daha yaptırırsın çünkü düşündüğün kadar acımadığını anlamışsındır artık ve bi karar vermişsindir karardan her geri döndüğünde canın daha da sıkılır ve keşkelerin artmaya başlar acı yeniden belirir tam kurtardım derken alüvyonlar baş gösterir acı artar kalpten geçen bi madde gibi kanla berber ilerler damarlarda başlar bu defa acısı onu ordan çıkarmak istersin damarlarını kesip tüm kararlarını etkiliyen o maddeyi taneyi ondan nefret ettiğin filan yoktur ama hayatını kötü etkiliyodur acı sonuçta keşkeler olucak biliyorsun ama istemiyorsun artık keşkeleri ittirmeleri göz yummaları.Dedikleri gibi artık kendin gibi yaşamaya başlamalı özgür hissetmelisin bu şekilde acısada öle hissetmelisin çünkü ölesin artık.....

Bu yazıyı yazarken aldığım kararlar hiç bir şekilde sorgulanmayacak yargılanmayacak 3. şahıslar tarafından bilinmeyecektir saygılarımla.....

Toprak TÜRK

Tuesday, August 4, 2009

Yapabilirsin biliyorum.....

Kalk,uyumadığını biliyorum ayağa kalk.Kalk ve yüzüme söle ne söliyeceksin bu yaptığına kıskançlık denir biliyorum hatalıyım ama bu kadar ağır cezayı hak etmediğimden eminim hadi nolur ayağa kalk yalvarırım ayağa kalk Monster.Monster kalk nolur inlet gene tüm geçtiğin mahalleleri gece gündüz farketmeden bağır dinleme kimseyi özgürlüğüme özgürlük kat kalk Monster kalk.Tüm taşıdıklarının içlerine korku sal yeniden kalk Monster kalk yatma öle ölü gibi kalk kalk kalk.Kalk Monster çıkalım yine o yüksek tepelere de bakalım bulutların üstüne beraber kalk.Konuşmuyorum senle konuştuklarımı kimseyle kalk Monster kalk asfalt ağlasın yine kalk.Bi tek senin sesin kaldı çocukluğumdan sende gidersen napıcam ben kalk büyümüş mü olucam hayır istemiyorum bunu kalk Monster uyan kalk hadi kalk.....