Wednesday, October 29, 2008

savaşın başlangıçı....

          Hani böle kötü arablar vardır ya mtvde bi program var pimp my ride diye arabaları alır ve daha önce hiç görülmemiş bi manyaklıkla ilginçlik abidesi haline getirir ve sahibine geri verir işte buna benzer bi yer buldum geçenlerde kendi evrenimde ayıp olmasın diye önce banyo yapmıştım evde ama taktir edersiniz ki yaralar banyoda gitmiyor sadece temizleniyorlar ama kirlerimi akıttım artık temizim ya da öle hissediyorum.neyse.... Mekana girdiğimde ilginç ilginç fikirler bana bakıyorlardı nasıl bişey istediğimi sordular önümdeki büyük savaştan bahsettim tam aradığımın onlarda olmadığını ama yinede arkadaşları sayesinde yardım edebiliceklerini sölediler ve beni yönlendirdiler....

Zırh kütüpanesi.....

Burada kafamdaki ve kafamdakiler yüzünde gözlermin bana oyun oyadığın şeyleri önlemek için zırha sahip olmam gerektiği öğretildi ve okuyabiliceğim tarza dairkitaplar sölendi zırhımı almıştım artık gece korkularımın bi bölümü bu sayede gitmişti...

zırh kütüpanesinden çıktıktan sonra elime bi savaş aleti lazımdı savaşçı kişiliğimi ve aynı zamanda yapmam gerekenleri bana bildirecek normal hayatta sadece bir obje gibi görünecek bişeye ihtiyacım vardı.Evrenimde dolaşmam yaklaşık 2 ışık yılımı aldı ya da biraz daha fazla ama sonunda kendisi bana geldi zaten fikirlerde böle olacağını sölemişti ama unutmuştum ben 2 ışık yılı biraz fazla uzun bi zamandı nede olsa.

Gizli silahların tüccarı.....

kişiyi bulmam ne kadar zor olduğunu şöle özetleyebilirim burnumun ucundaydı sadece görmedim aslında nedensiz bi şekilde onu hep istedim o benim olmalıydı çünkü kendisini kullanan kişi onun özelliklerini bilmiyordu dedim ya normal gibi görülmeli normal hayatta bu kişi babamdı ve elindeki hiper özellikleri olan telefonu istemsiz bi şekilde aşırı istiyordum ama sadece sabrettim ve telefon bana geldi.....

telefon evet ne kadar silah gibi kullanabilirsiniz ki? ilk gördüğümde anlamıştım onun aslında bi telefon olmadığını sadece kendini açılmayı bekliyen pandoranın kutusu gibi saklıyordu kendini hak etmeyenlerden.içinde yapılacakları gösteren bi program istediğiniz yerden intenete girebiliyorsunuz medya player bile var kamerası ard arda 30 fotorafı çekebiliyor ya da daha geniş fotoğraflar inanılır gibi değil bu telefonla msn e bile girebiliyorsunuz hemde qwert klavyesi var inanılmaz bi aygıt.

ama bu özellikler savaşta kullanılmaz ki...

asıl özellikleri kendisinin 184 vuruş puanlık bi samuray kılıcına dönüşebilmesi ve zırhınıza artı 84 puan ilave edebilmesi istediğiniz an nerde olduğunuzu ve nereye gidicekseniz oraya götürebilmesi ayrıca bi özellik teleport değil ama yolu gösteriyo en azından düşmanlarımla nere çarpışacağımı sölüyor unuttuğum şeyleri unutmuyor.Artık güzel bir silahımda var....

savaş....kelimenin anlamı ne kadar da büyük aslında savaş denildiğinde hep aklıma kan acı çeken insanlar ya da birinin öldürmenin verdiği keyifle gülen şahısların yüzleri gelir gözümün önüne daha çok şey gelirde neyse....kelimenin anlamı o kadar büyükkü o kadar vahşetten çıkıp sex e bile gidebiliyor sonuçta ne demişler "savaşma seviş benimle" bağlıyacağım yer şu ki bu kadar büyük bir savaşta yaya kalmak zor olurdu beni istediğim yere uçurabilicek sesiyle uyuyan yer altı canavarlarının rüyalarını kabusa çevirebilicek ama üstünde olduğum zaman güçten başka şeylerde verebilmesi lazım dı bana ne biliim mesela beni anlaması ona göre gitmesi ve olgun olması lazımdı görünümü önemliydi herşeyden önce veee bu kadar özelliği ararken evrende dolaşırken herzamanki burnumun ucunda ki bişey çarptı gözüme hiç o gözle bakmamıştım ben ona ama aradığım bütün özellikler vardı onda halbuki daha önce çooook kere sırtına binmiştim beni hiç götürmediyse 8 ışık yılı götürüp getirmişti ama hiç yalnız değildim içindeyken ben onun
hani telefonu kaybedince değeri çıkar ya bu tam tersiydi telefonu bulunca değeri artmıştı sanki
ya da onu kullanan kullanamıyordu...

malesef evren kelimesini kulladığım için yani benim evrenim dediğim için diğer evrenlerle de bağlantılıyım evrenler arası dolaşma özelliğine sahip robotlar vardır bunlar için zaman yoktur istedikleri an istedikleri yerde ve zamanla olabilirler ama ruhlarıda yoktur sadece mantıkları vardır mantıksız geleni görmezden gelirler bunu açıklamak için şöle bi örneğim var 180le giderken düşen bi yaprağa çarpmak ne kadar önemlidir onlar için de mantısız şeyler böledir bu koca bi güneş olsa bile....neyse...bu robotlar benim evremine yakın bi yerlerde bi cihazlarını bıraktılar elbet birisi onu görene kadar bilene kullanana kadar kalıcak o şimdiki sahibinde bütün olayı toplamak gerekirse aradığım canavarımı buldum "The MonsTeR" kendimi bu kadar güvende hissedebildiğim başka birşey daha var mı bilmiyorum herhalde yok ya da şu anda aklıma gelmiyor.....Aynı silahta olduğu onunda kendini pek belli etmemesi çevredeki oluşucak savaşta kullanılacak haliyle normal hayataki halinin aynı olmaması gerekiyordu o yüzden kendini 77 model bi mercedes e çevirmiş olmasını o kadar doğal karşılıyorum ki anlatamam.Arada bir kükreyince ben bile bazen korkuyorum......bu da tamam.....

savaşlarda bilirsiniz belki kaleler olur hani bi taraf başka bi tarafın kalesini eğer feth ederse o zaman savaşın üstünlüğünü kendi lehine çevirmiş olur benim bi kalem var onu güzel temiz tutmaya çalışıyorum bu biraz zor oluyor çünkü kale olarak evim var 3 artı 1 tek başıma temizlemek zor oluyo bu kadar sene sen bi tarafını büyüt sonra gel o kadar evi temizle zor diil ama yapmaya yapmaya zorlaşıyor neyse sonuç olarak var bi kalem ve istemediğim biri birşey varsa uzak tutmaya çalışıyorum...genelde başarılıyım.....

savaşmak için gerekli olan herşeyim neredeyse tamam düşmanlarım bile hazır sadece zaman var bekleme zamanı bazı kurallar çıkıcak resmi yerlerde yayınlanacak ondan sonra savaşmak için gidicem oraya ilk düşmanım okuyacağım yer olucak eski ve güçlü bir düşmanım yaklaşık 3 4 yıldır savaşıyoruz genel olarak o kazanmasına rağmen yılmadan gitmeye devam ediyorum kazanan tanıdıklarım var gördüm biliyorum bende kazanabilirim evrenimdeki insanlarımı korumak için bu savaşa gözüm kapalı gidiyordum artık gözlerim açıldı.....

yinede savaşmak için eğitim gerekiyor ki önceki hocalarımdan edindiğim bilgileri tazelemek benim için pekte zor olmayacaktır kitapları açıp teknikleri öğrenicem yumruk atmaları tekmelerin yükseklik alçaklıklarını başka hallerini türkçelerini ezberlemek ya da kalıp halinde kombo dediğim vuruşları yeniden gözden geçirmek savaş tekniklerini nerede uygulamak gerekir bunları yapmaya başladım fena gitmiyor eskiden korkarak yaptığımı artık güçlü bi şekilde yapıyorum madem kahraman olucam önce cesaret gerekiyor dünya gezegeninden birisi var bişey sölemişti evrenler arası çok dolaştı o söz beni ve evrenimi pek etkilemedi ama şu an cut diye oturur diye düşünüyorum söz şu : Sonunu düşünen kahraman olamaz.....

görücez bakalım.....

savaşa az kaldı.....

Tuesday, October 28, 2008

Her Gece Başka Bir Alemde.....

   Ilk öksürdüğünde önce farkına varamadı aslında elinde bulunan peçetetye gelen kırmızılığın kan mı yoksa içtiği 3. sınıf şaraptan mı olduğunun.Farkına varmaya çabalamadı ama ağzındaki bu tat şarap olmalıydı evet evet şarap.Yoksa bu kadardı da fazlaydı ona karşı fazla silah çekilmiş olurdu dengeler bozulmuş olurdu zaten yeterince kurşundan sıyrılmaya çabalaması bi bataklıkta dövüşüyo olması zaten yeterince kendini zorluyodu daha fazlası yok yok o da insandı nede olsa şarap dedi ve geçti.Çevresindekiler nedensiz bi şekilde yaptıklarına anlam veremediler o ise bütün herşeyi tüm çıblaklığıyla anlatıyordu.Neden farklı tepkiler beklediler peki o ndan o nun bi fazlası mı vardı?O nun tek istediği özgürlüğüydü ve nasıl davranmak istiyorsa öle davradığını sölediği halde yaptıklarına aldığı tepkiler çok can acıtıcıydı anlaşılamadı.Ailesi akrabaları okulu kendi hayatı kendi hayatsızlığı vicudu kanatları filanları falanları terslikleri herşey ters gitmeye başlamıştı kanatlarının birisini yeni onarmıştı çıktığı büyük savaştan sonra belki bi kaç saniyelik güneşi gördü bütün o bulutların üstünden ama kanatlarına takılan kancalar onu acılı ve sert bi şekilde gök yüzünde asılı kalmasına neden olmuş ve geri aşşaya düşmeye başlamıştı şoktaydı anlamsızdı bütün olanlar olmakta olmayanlar ya da olanlar. Kanatlarını kontrol etti hasar dayanılmayacak kadar büyük olmamasına karşın şaşkınlıktan duyduğu acıyı hissedemedi ve bu yüzden yansıtamadı da o.... o zavallı değildi olmadı olmayacaktı da ama o.O nu anlamalarını bekledi neyse.... kanatlarına bakıp burdan baba denilen o kavrama kadar gidebiliceğini anladı ve yönün o yöne çevirip kanatlarındaki kancaları çıkartıp gitti babanın yanına açıklama en azından başka şeyler beklerken bi kanatı sorgusuz sualsiz uykuda local anastezi ile alınmıştı uyandığında sadece bi acı hissetti tek kanatla uçulmazdı ki ya da devamlı döne döne uçmak zorunda idi.Babasını mesleğinden babasına danışmaya giderken farketti çöpteki kopuk kanadını üzüldü ama babaydı ve bi bildiği olmalıydı diye düşünmüştü bişey sölemedi dilindeki onlarca kitaplara karşın.O yaşadıklarından sonra uzuun bi zamandır hissedemediği büyüme duyusunu hatırladı hatırlamakla kalmadı buna susamış gibi sanki bi anda büyümeye hayatını yaptıklarını yapabiliceklerini yapması gerekenler görmüştü gözleri ne büyüdü ne küçüldü ne de yaş geldi(keşke gelebilseydi) zamanı zaten normallere göre çok hızlı yaşıyan hayatın zamandan ibaret olduğunu düşünen o yaklaşık 70 gün boyunca uyuyamadı uyduysada çok nadirdi istemsiz bayılmalar ya da insanların "içim geçmiş" tabiriydi bunlar.Geri döndü ankaraya otobüsler saolsun.uzuun yolculuklar artık mola yerlerindeki çalışanlarla ahbap olmuştu neredeyse.Mekik dokudu.Aynı olayı uzun zamanlarda farklı 2 ya da 3 kişiden dinliyip üzerine 50 kişiden yorum alınca zor oluyormuş bu hayat anlamında değil olayı kavrama anlamında.Keşke dokuduğu mekikler bi işe yarasaydı yaramadı.Tam okulu düzelicek dediler bi şekilde oldu işte okul için af çıkardılar bu defa yan çizdi babası annesi destek olacağını söledi peki dedi biliyodu bu son büyük fırsatı olduğunu ama annesi dahil kimse artık o na inanmıyordu çünkü metaryalist dünya da kanıtsız bi başkasını inandırmak gerçekten zor oluyordu artık insanlar en yakınınzdakiler bile gözlerinize bakıp size inanmıyabiliyorlar acı ama gerçek.Bunlar hazmetmek için tek kalmak istedi anlaşılmadı yine yanlış anlaşıldı hep açıklama yapmak zorunda kaldı.Aklına gelmesin diye eğleniyor gibi görünüyo şu aralar daha fazla soru gelmesin diye sadece neyse.....Bunları hazmetti beyni kalbi ciğerleri vicudu hayat mı derler yoksa başka bişey mi bu kahpe dünyada olabilir ya da herne diyorsanız işte....Bi yumruk daha baba tarafından ne olduğunu yazmayacak olmam bu olayın gerçek olduğunu değiştirmeyecektir ama yeterince acı verdiğini sölemek isterim.Yakında evlatlıktan da atar tam olur diyelim anlayan anlasın işte.Bunu hazmetmek.....hele babanız sizin için herkül kadar güçlü zeus kadar bilgili ve çok cana yakın olmasada(hani arkadaşlarınızın babası sizle oturur sizde babanızın öle olmasını dilersiniz ama yinede sizin babanız sizin için bitanedir ya öle işte) hani öledir ya işte çok zor.Sonrada o na neden maske takıyosun diyolar.... demeyin......ya da insanlar hep o na neden bu kadar gri yazıyosun diyolar yazılarını okurken içimiz daralıyo yalan bişey yazmıyorum ki ya da her gün yaptığım aptal saptal şeyleri yazmıyorum ki önemli şeyleri yazmaya çalışıyorum ama herşeyi her an yazamam ki başıma 1001 tane olay geliyor unutmuyorum yazmayı ama içimden gelmiyor işte anlayın ya.....babanın doğu yöresinde ne demek olduğunu bilenler varsa daha iyi anlayacaklardır beni babaydı işte hemde benim babam.....neyse.....

bu kadar açıklamadan sonra başlığa dönelim her gece başka bir alemde evet her gece başka bi alemde kafasını dağıtmaya çalışıyo duvara vurmaktansa para vermeden eğelenebildiğin bi yer var mı bildiğin matığında devam ediyor kafası o kadar karışık ki hiç bişey düşünmeden dans etmek ya da kavga etmek arasında böle hani derler ya ufuk çizgisi o kadar bişey var ya da ölümle hayat arasında ki ince çizgi mi demeliyim? Siz seçin....../-\/-\/-\/-\/\-/\--------(kalp grafiği)

artık eskisi kadar parasıda yok aslında ilk ankaraya geldiğinde aldığının yarısından da az artık hele bi de o zaman türk lirası daha değerliydi yani biraz daha zor oldu yaşamak hayata tutunmak ya da bişeyler çabalamak yemek yemek bile artık ayrı bir dert az para çok dert 2 2 daha da 4 bu bu yani.Birileri fark edecek miyim? Acaba ne zaman fark eder yorum yaptım ama filan falan gibi şeyler yazıyolar her fark ettiğimi her an yazsaydım ne anlamı kalıcaktı ki ? Bu yapılan bir iyiğin hemen karşılığını beklemek gibi bişey değil mi ? Bazı şeyler biraz daha özel biraz daha karşılıksız olsa daha güzel olmaz mı? Mesela saygı dediğimiz nese ne kadar kaldı tartışılır ama daha sonra.

Artık kavgam başlıyor neyle bilmiyorum önümde ellerinde dikenli tellerle sarılmış sopaları tutan yılan kafalı insan elli kangal vicutlu yedi kollu yaratıklar var işin kötüsü bunlar sadece kapı önünde takılan korumalar belam büyük bi gecelik bi kavga değil benimkisi düşündüm de giriyorum bu kavgaya düşüdüm de dedim o kadar sözü düşüdüm de dedim en az 2 yıl diye ben bu kavgadan 2 yıl içinde kalkamayadabilirim o yüzden dedim ki:Benden daha iyisi çıkarsa düşünmeden git dedim benim içim acımıyo sanıyosun.Benim de canım var benimde kalbim var ama daha kolay bi yolu yoktu.Ben aç kaldım daha önce ya da sokağa atıldım ailem tarafından üşüdüm hemde çok çok dayak yedim o sokaklarda öle öle öğrendim böle yaratıklarla başa çıkmayı öle öle gelişti bu kadar empati yeteğim.Ama yoktu daha kolay yolu bi yol daha vardı senin karşına gelene dek hep onu kullanmıştım yalan diyolar ben gerçeği saklamak derdim gerekirse yine derim ama sana karşı işlemiyor bu sana hiç yalan sölemedim bunun ne kadar büyük bişey olduğunun farkına var ne kadar değerli olduğunu bil illa yanında olmam gerekmiyor düşün kü ben 2 kere askere gidicem ilkini bu dönem de yapıyorum diğerine daha çok var böle düşünmek daha kolay ama unutma türkiyede şu aralar çok fazla şehit veriliyo bunu da aklında tut ben bi gün yeter diyebilirim cart diye ölmem ama bu da bi ihtimal.Bütün bunları düşünmek nasıl kafasını ağrıtıyo insanın biliyo musun? Burunundan kan geliyo nefes alamıyosun......boğazında anlmasız bi sıcaklık ama bi de tat var dilin damağını yoklar damaktan değil daha böle bi koku gibi ama dışardan değil burnundan çıkan havada kan kokusu vardır.O kokuyu burnundan çıktıktan sonra alınca anlarsın ki burnun kanıyo.Bu bile başlı başına bi hikaye ya neyse......

bu gecelik sabahlık neyse onluk bu kadar....

o mu ? O na gelince o eğitimde savaş eğitiminde hala bi kaç eski savaş numarasını hatırlıyor mesela mı ? Kızılaya gitmek.Hani insanlar derler ya kızılay mııı? Ne var ki orda ? kızılayda ne yokki hayat var hiç bişey yoksa hayat o gri suratların arkasında ki hayatlar hele bi kızılaya gitsin parası olsun da öğreneceği çok şey var daha.....

hayatsız kalınca anca anlıyosun hayatının değerini ama hayatsız kalmayan anlıyamaz ki.....

savaşın yapabildiğim kadar bütün detaylarını yazmaya çalışacağım belki günü gününe olmayacak ama yazacağım en azından öle umuyorum

dikkat et kendine.....Bende çok özledim seni M....

Saturday, August 9, 2008

Ve Libert uyanır.....

Aslında tam uykuya dalıcaktır.düşünceler kafasında bir sağa bir sola sallanırken birden duruverir bir tanesien istemediği en düşünmemesi gereken olduğuna inandırıldığı o zamana kadar çok şey sölenmiştir ona o kadarinanmıştırki sorgusuz sorgu ne demekti ya ? sorgulamayı bilmeyen bi çocuktan farksız çocuklar hep sorgulamazlarmı halbuki ?derken üstünde bi baskı hissetti maddi ya da manevi değil ama bi baskı hissetti istediği bu değildiayağa kalktı odadan eskiden hep yürüdüğü yollara doğru bi baktı aynı yollar nedensiz baktı sorgusuz çünkü bittiartık biliyordu hissediyordu sadece yaşaması gerektiğini şimdi daha iyi biliyordu yaşadığı için pişman olmasıbütün oncaa şeyi geri getirmiyecekti kaçırdığı kaç bayram vardı bu uykuda ya da kaç doğum gününü kaçırdı kendisininkiyleberaber hemde anlamsız kimseye anlatamadığı bu zaman dilimiyle hesap yapamıyacak kadar kapalıydı beyini ama düşünmekiçin bir kaç hesap yaptı bi sonuç yanlış olabilir ama gerçeği yüzüne vurmasını sağldı çok bayram çok doğum günü çokgün çok saatçok dakika kaçırmıştı üzülmesinin hiç bir şeyi geri getirmeyeceğini en son 13 eylül 2007 de anlamıştı ondan beridir peküzülmemesine rağmen içinede atmıyordu farklı bi yol bulmuş gibiydi sadece görebilen bakardı ona kimseyi yadırgamazdısadece görebilen bakardı diğerleri göremeyenler bakmazdı zaten o yüzden kendini artık özel hissetmeyi bıraktı hayatınvardı bi bildiğiki o kadar emek saatler günler haftalar bikaçı içkilide olsa sarhoş girdiği sınavlar neden tek sorusubuydu asla cevap bulamyacağı soruda bu sadece dibe gittiğini hissediyordu düz yolda yürüdüğü halde böle hissetmesininbi sebebi olmalıydı şimdilerin emo dedikleri bi tabirle şarkılar dinliyor death metale lanet ediyo neden yağmuryağmıyor diyordu dinlediğini müziklerdendir dinliyenler bilir yürüdüğünü az hisseder insan en azından ilk başlardahisseder tabikide sonradan kaptırırsın kendini ve gidersin libert öle der ya da der mi ? Der der bi saniye izin verdevam ediim ok? pardon. kendinden hiç beklenmeyecek kadar çalışmaya başlamış günlerini haftalarını aylarını ayrıayrı bölmüş ve insanları mutlu etme çabası şimdi bile zor geliyor.bütün bunları yaparken gözünden kendindenkaçırdığı bi şey vardı gözünden kaçırmaması gereken büyük birşey takılıp düşerse zor kalkacağı birşey ama yapamadıdüştü yerde kaldı hayatta okumaktan daha önemli şeylerde vardır bunu anladığı an hala ağlıyordu hemde libert uzunzamandan sonra sinirden değil gerçekten üzüldüğü için gözlerinden yaş düştümüştü az kişi bilir bunlarıda açıklayacağımbunlar(Toprak demir rüzgar ve en küçük kardeşleri mehmet) başkası görmedi diye hatırlıyorum.Yaşlılıktan olsagerek artık pek hatırlayamıyorum kimse üstün insan değil ne adımız ne çocuğumuzun adı öle acaba olmalı mı?hayır.Yerde birisi tuttu bunu çekti kaldırmaya çalıştı kaldırdı ama yere koymadı bu defada hep havada taşıdı yerintadını acısını unutabiliceği kadar uzun süre havada kaldı ama yarası açıktı kabuk bağlaması kabuğun düşmesiyere düşen o büyük kabuğu saklamak istemesi yüzündendir 2. yarayı kendisi açması aslında bi sebebi daha vardaolurda okur diye yazmıyorum.Derken kimse üstün olmadığından geri yere geldiğinde yürümesi biraz zorlaştı tamalıştı yürümeye ama arada uyumasıda gerekti o gecede fark etti herşeyi hani yazının en başında uyuyamadıdemiştim ya işte o gece ne olduysa o gece ve sonrasında oldu.Hatalı olduğunu o gece ve sonrasında anladıağlamadı bu defa yapıcaklarını biliyor güçlüklerinin sorumluluklarını bi daha başkalarına çektirmyecektiseçimlerini düzgün yapıcaktı tamam dedi sadece geriye bi msj atmak kaldı peki ne yazıcam en az 10 kereyazmayı denemişti daha önce ama hepsi doğa üstü güçler tarafından yok edilmiş ve tesadüf süsü verilmiştibu defa kararlıydı konsantre olmak için öle bi çaba harcadı ki ne yazdığını bile görmedi duymadı hissetmediyazdı ve gitti kendi bile bilmedi ne yazdığını taki cevap gelene kadar olumlu bi cevaptı gelen ve yenidengülebiliceğini biliyordu içinde yeniden yaşadı kilometrelerce uzaktan birisi onu yeniden düşünmüş yenidenbişiler olabilir kıpırdısı vermişti şaşırmamış gibi yaptı bütün böle yaparsa eğer günün sonunda şaşırma duygusugeçer sandı ama hala taşıyor.Affedilince anladı.Büyüklük yazmakla çizmekle konuşmakla olmuyormuş.Bazı derslerbazılarından daha zor oluyormuş.Elinde olan fırsatı en iyi şekilde ona vermeye koştu dercesine coşkuluydu(küçükkenkoşmaktan başka bişey düşünmezdi.küçükkenki gibi coşkuludu)Bulka ya gitti ve dedi ki fırsatım var gelin gelmedilerelinde hala var fırsatı artık biliyor ki birileri gelmiyorsa getirtmek zorunda değil getirtmek yerine gitmeyi tercihediyor ama bu defa dostlarının yanına ve düzeldi bi anda hayata insanlara bakışı değişti yeniden bişiler yazmayakaralamaya insanlara tesadüfen değil arasıra yardım etmeye başladı.hala düşünüyor ama hemde nerde biliyor musun?Köprününüstünde yağmurun altında.O köprüyü bulacaksın sadece zamanı var gelince sölicem sadece bilmiyorsun evet sahipsin amasadece onun o olduğunu bilmiyorsun.Hani cep telefonu çok değerlidir de kaybedince değeri ortaya çıkarya aslında ölegibi bişey oldu ama böle anlatılmıyor neyse.Babası bile sevindi bu geri dönüşe o bile fark etmişti oğlundaki geridönüşü ama sebebini bilmiyordu artık o da sorgulamayı bırakmıştı.Uyanmak güzelmiş dedi ve uyudu bütün düşüncelerinine beraberinde ne gerisinde bırakarak uykuya daldı.Ertesi gün msjını attı.....Herşey için teşekkür ederim borçlu borcunu unutmasın elbet arar.En azından ödediğimi düşünüyorum borcumuborcun olursa sende ara olur mu?(kim yazdı bunu buraya ya)---->Seni seviyorum....<----(kim yazdı bunu buraya ya)

Friday, June 1, 2007

Kitaplarım....

Ben kitapları severim televizyondan da nefret ederim.
Küçük yaştan itibaren oku ya da okuma sırf karıştırmak amacıyla bile bir sürü renkli resimli neşriyat verilirdi elime...
Ejderhalar , cüceler , cadılar , periler , o yaştan beri okuduğum herşeye peşinen inanmaktı oyunun en güzel yanı......
Yoksa tadı yok...........
Büyüdükçe kitaplar değişti , harbi ürkütücü ultra oylarları da öğrendim.
Bu ürkütücü ve insanlar için tehlikeli şeyler için de peşinen onay verirdim hiç düşünmeden... artık anlıyorum ya korunma içgüsü!..
Orta çağın aydınlarınca kara kedi ile yakalanan embesil kadanlara cadılık suçu ile yakılma onayı vereler de tabii ki kitap okuyan ve kültürlü kitap severlerdi!..
Adolf'un Kavgam'ını okusam kepeğe en iyi gelen şampuanın meğer yahudilerden yapılacak sabunlar olduğuna ben de ikna olurdum herhalde ya da Klu Klux Klan'lar aslında tüm zencileri yakarak geceleri aydınlatmanın elektirik ve gaz yağı tasarrufu sağlıyacağı fikrini belkide o dahiyane kitaplarında buldular.... ya da toplum günahlarını taşlayarak öldürmenin Abflex'ten önce karın ve kol kaslarını geliştirebiliceğini çok önceden öğrenebilirdim...
Bu yüzden büyün kitaplarımı seviyor ve hepsini yanıma alıyorum...Tv dekilere inanmıyor nefret ediyorum...

Tuesday, May 22, 2007

Kötülerin Daima İzi Kalır.....

Kötülerin daima izi kalır bu 2 türlü işler birincisi size yapılan (ki genelde izi kalan şey)ikincisi ise bizim başkalarına yaptığımız kötülükler(ki genelde hatırlamadığımız şeydir)kimse ben bi başkasına bile bile kötülük yapmam demesin çünkü bu bir yalan hepimiz biliyoruz bunu peki neden kötülükleri hatırlıyoruz mesela en son yaptığımız iyiliği hatırlamamız gerçekten bu kadar zor mu?sonuçta kötülüklerle dolu bir dünya da aslında iyilikleri hatırlamakdaha kolay olmaz mı?Ama olmuyo işte dediğim gibi kötülerin daima izi kalır.Küçükken bizlereher zaman iyilerin kazanıcağını devamlı sölediler masalların hikayelerin sonlarında hep iyilerkazanırdı, prensler düşmanı öldürür prensesle evlernir, ya da saçına tırmanır sarışın bı kızınkuleye tırmanması ve bu esnada ejdarhalayla savaşması gerekirken, pamuk prenses uyanır,cadı patlar yok olur,külkedisi prensle evlenir filan filan.Şu günlerde ise geçnlerimiz yani bizim öğrendiğimiz birşey daha var bunun yanında tamam gene iyiler kazanıyor ama kötülerede bişi olmuyo hatta böle bi deyim gibi bişi de var(hastalanırsızın öksürüyosunuzdur burnunuz akıyodur ateş desenalmış başını gitmiş babanızdan şöle bi tepki "hiç yalan yapma kötüye bişi olmaz") peki neden kötüyebirşey olmuyo artık eskisi kadar iyilik kalmadı çünkü eskiden iyiliğin gücüydü kötülüğü bastıran belkide yok eden şeydi ama kalmadı artık çünkü artık masalların gerçek olmuyacağını anlıyabilicek kadar büyüdük küçükken en sevdiklerimden bi tanesi de şu küçük hep mutlu olan kızdır adını hiçbir zaman düzgün yazamadığım POLYANNA kız hep mutlu ya insan bi üzülür bi kırılır ama yok ve aslındaişin ilginç tarafı burda başlıyo bu dünya tamamen eşitlikler üzerine kurulmuştur yani bi taraf ağırgeldiği zaman diğer tarafın mecburen hafiflemesi lazım.Söylemeye çalışıtığım şey eğer hiç mutsuz olmazve devamlı gülümserseniz bu sıkıcı bir hal almaya başlar ve bıkma başlar bu kızda yok böle bişi 7 24 mutlu hatun neyse konudan sapmamak için bu kadar örnek yeter şimdilik. Kötülerin daima izi kalır çünkü artık dünya daha kolay biyer haline kaldı eskiden insanlar bu kadardayanakısız değillerdi ve bu kadar çabuk pes etmiyolardı ve savaşıyorlardı çünkü sebepleri vardı artıkinsalar sebepleri olmadığını düşünüyo herkes için konuşmuyorum ama çevrenize baktığınızda büyün birçoğunluğumuz böle değil miyiz?Gördüğümüz ilk acıda çökmüyo muyuz?Neden kendimize sormuyoruz ki hiçBEN BU KADAR GÜÇSÜZ DEĞİLİM diye BEN BU KADAR ÇABUK YIKILMAM demek bu kadar zor mu gerçekten?Bence değilçünkü herşeyden önce yılmamayı öğrenmeliyiz eğer savaşabilirsek savaştımta olmadı derken içimizde acabasorusu kalmıyacaktır eğer kalırsa işte en acı vericek şey bu olur heleki savaştığınız şey sizin içinsizden daha önemliyse ki genelde KÖTÜLERİN DAİMA İZİ KALIR derken sizden daha öncemli olan kişi aslındaburdaki kötüdür çünkü sizin için sizden daha önemsiz bir kişi size bişi yaptığında msj attığınızda cevapvermezse içinize koymaz ama sizden daha önemli bir kişi bunu yaparsa paniğe kapılabilirsiniz bi msj daha atarsınız gene cevap yok...beklersiniz aradan yarım saat bi saat geçer.Aslında pek önemli bi işide yokturo kişinin sadece telefonu sessizde olabilir ya da banyoda olabilir ama bunu siz bilemezsiniz ve telaşlanırsınızacaba bişi mi oldu?Belkide konturu yok diye düşünebilirsiniz ve arasınız gene cevap yok biraz kızmış bi msjatarsınız sizden 10 kat daha büyük bir kızgınlıkla geri döner.Sizin amacınız aslında onu kızdırmak ya da sinirlendirmek değildir çünkü ona önem veriyosunuz ona değer veriyosunuz ama o bunun farkında bile değilçünkü artık insalar birbirlerine değer vermiyorlar ve karşılarına değer veren biri çıktığında bunun farkındabile olamıyolar çünkü artık göremiyorlar aslında bütün suç farkedemeyenlerde demek yanlış olur çünküartık birisinden hoşlanmak veya ona bişiler sölemekte çok zor alay edilebilirsiniz bu o kadar da kötü bişi değilçünkü evet yaptım yapabileniniz var mı deme şansınız var ama en kötüsü karşıdan beklediğinizi görememeniz olucaktır.Bunun korkusuyla insanların bir çoğu artık sevgilerini bile açıklayamıyorlar hayallerinde yaşıyorlar belikde en güzeli öyledir.Ben malesef öyle değilim ama diyenlerde var genelde gariplerim en çok acıyıda onlar çeker zatensölerler sevgilerini açıklarlar bütün saflıklarıyla eğer birazcık olsun karşılık alabilirlerse mutluluklarını görebilmek için x ışınlarına ihtiyacınız olmaz ya da üzüntülerini aslında onlar genelde karmaşıklarıdır çünkü ne yapılması gerektiğini az bilen insanlardır onlar neyse.....üSonuç olarak Kötülerin daima izi kalır çünkü alay edildiğiniz zamanları unutmazsınız ya da karışıklısız kaldınızdahep aklınızda olur birde şu vardı diye karşılık vermiyen insanlar kötü insanlardır demiyorum çünkü bazen istemedenve bilmeden kötü olan siz olabiliyorsunuz nasıl mı? Karşınızdakinin her hareketini yanlış yorumluyarak her hareketinisizin için bişi sanıyorsunuz msjlar veriyor sanırsınız ama O'nun öle bir amacı yoktur aslında farkında bile olmuyabilirişte bu durumda kendiniz için siz kötü duruma düşersiniz ki bununda izi hep kalıcaktır unutmaması gerekilen bişi var bu yazıda o da YIKILMAMAK ve GÜÇLÜ OLMAK bunları bilin yeter her türlü kazanırsınız bırakıp gitmeniz gerekse bilebu iki öğe hep acınızı azaltıcaktır...
(unutulmaması gereken bir başka noktada kim sizden daha önemli buna iyice emin olmadan yola çıkmayın kaybolursanız yardım istiyecek kimseniz olmaz....)




Toprak Türk...

Saturday, May 19, 2007

On the road again...

ne zaman kendimi kötü hissetsem bulutsuz bir gök yüzünde bardaktan boşalırcasına yağan yamurlu bir günde boş bir yolunsağ kenarında yürürken ellerim ceplerimde üzerimde deri ceketim altıma yırtık kotumla hayal etmişimdir.Bu aralar baya bi yürümüş olmalıyım ki yorulduğumu hissetmeye başladım artık.Bu yolda yürürken genelde yanımdan arabalar geçer ve genellikle düşüceleri neden sırılsıklam birini temiz arabama alıyım ki olur.Ben de olsam belki aynısı düşünürdüm.Bazen bu yolda yürürken ayağım taşlara takılır ya da belediyenin açmış olduğu bir çukur vardır onu görmem bi şekilde düşerim.Yeniden kalkmam zaman alır düşüşler acı veriyor çünkü bazen elini uzatanlarda olurdu bu yolda ama ayakta durabildiğimi gördükten giderlerdi bazıları üstümdeki deri ceketimi beğenir karşılık beklerdi çok az kaldırıp sonrada iyi günler dedikten sonra gülümseyip gider.Bu aralar sadece menfaatçiler var bazılar laf bile atıyolar ya o nebze kötü bi durumdayım yani.Mikail saolsun bazen havaya parça parça olsada bulut koyarda delirmediğimi düşünürüm.Oysa bulutsuz bi havada bardaktan boşalırcasına yağmur yağan bir yolda yürümeyi düşünmek ne kadar mantıklıysa bende o kadar delirmemiştim işte.Dedim ya yoruldum artık diye bide işin kötü tarafı hava hiç aydınlık değil hep karanlık hele birde bazen dolunay çıkıyo.Işte o zaman ben işin içinden çıkamıyorum o zaman yol bölünmeye başlıyor dolunay geçene kadar sadece duruyorum olduğum yerde çünkü biliyorum adım atsam çehenneme kadar düşmemi sağlıyacak dolunay.Nerden mi biliyorum? Sormayın...Neyse Dolunay çıktığında ben duruyorum olduğum yerde dolunayda saolsun direk beni gösteriyo herkese geçen geçmiyen herkese bütün ışığını gözlerime yansıtıyor ki dengem bozulsun bozulsun ki adım atiim...dolunay etkisini bir kaç gün sonra kaybettiği için anca adım atabiliyorum tutulmuş bacaklarımla.Tabi dolunay geçene kadar beni o yolda görmüyen börtü böcek kalmıyor.Heleki kurtlar bi anda çıkıveriyolar yola kımıldayamıyorum.Genelde köpeklere karşı korkum olmamasına rağmen dolunayın itleri oldukları için ayrı bi antipatim var onlara.Gelip kokluyolar hırlıyolar sadece duruyorum. Dolunaydan sonra kurtları da yenip tutulmuş ayaklarımla yürümeye devam ettim...Derken derken konuşmaya başladım kendi kendime belki de hani hep derler ya yerin kulağı vardır diye onunla konuşmaya başladım ne kadar cevap alamasamda yinede bişeyler sölüyebiliyordum ona benve aldığım cevapları veren genelde akıllı kalan tarafım olduğu için aldığım kararlarda kendimi sorgulamıyordum bir daha.Kulaklarımda rüzgarın fısıltılarını hissedebildiğimi hatırlıyorum.Bana birşeyler söylemeye çalışan o rüzgar, omzuma sırtıma üzülme diye yawaş yawaş vuran yağmurla beraber artık karakterlerini bile hissedebiliyordum.Anlayamadığım şeylerde vardı aslında ama bana dostluklarından bahsetmişlerdi.Rüzgar az da olsa takılıyordu yağmura ben genelde eserimde yağmur pek benimle takılmaz diye filan gülüştük geçtik.Dedim kisen genelde esersin o arada bir yağar ben hep varım ben napıcam peki?ikiside artık bi olgunluk olduğunun farkındalardı ki ben biraz daha hızımı arttırıp ellerimi ceplerime sokmadan önce ceketimin fermuarını biraz yukarı çektim içim ıslanmaya başlamıştıda.Yürümeye devam ederken bişey dikkatimi çekti daha önce buralarda hiç görmediğim birşey bir durak ve içinde birisi ellerini avuçlarına almış kıvırcık saçları yağmurdan garip bir hal almış üzerinde mor bir hırkası vardı durağa gidene kadar kısık gözlerle baktım ona minik ağzıyla üflediği titrek parmaklarının arasından çıkan buharı izlemesi bile ne kadar keyifliydi.Mutlu hissetmiştim kendimi aslında beni tanıyanlar daha kolay anlarlar ben böyle şeylerden etkilenen biri değildim o ana kadar.Ama o farklıydı işte herkes herkese benzerdi bu kimseye benzemiyordu.Bana bile...Sessizce yaklaştım yanına otobüs geçmiyeceğini biliyorduk ikimizde o duraktan o gece zaten otobüs geçmesi için artık saat baya bir geç olmuştu gidiceğimiz yerler uzak ve yorgunduk ikimizde.Döndüm baktım ona o da bana bakıyordu ve aynı zamanda ellerini ısıtmaya çalışıyordu.Elimi uzattım ben Toprak...Bana saati sordu ben benim zaman dilimimde mi yoksa normal saat diliminde mi diye sorduğumda etkilenmiş görünüyodu normal olsun dedi kendinden beklenmedik bi şekilde saat gecenin ikisiydi hmm dedi teşekkür ederim.Benim ellerimsıcaktı ee o kadar cebimde duruyodu biraz ısınsınlar di mi?Konuşmaya başladık adını sordum söledi.Eminim çoğu insan sölemiştir ona ben sölemedim çok güzel gözleri vardı.Benim en çok etkilendiğim gülüşü olmuştu ve her an her şeyi yapabilicekmiş gibi durması.Konuşurken devamlı bana gülümsüyordu.Ya ben komiktim ya o çok nazikti ya da taktığı maske onu öle gösteriyodu ya da her ne ise beni şaşırtmazdı zaten ne olduğunu ileriki zamanlarda görücektik beraberce.Yaklaşık diyemiyeceğim çünkü ne kendi ne de gerçek zaman dilimiyle kaç saat yürüdüğümüzü tutamıcak kadar mutluydum çünkü yürürken koluma girmişti hiç birşey sölemeden hemde baktım ona ve gülümsedim küçüklüğüm gelmişti yeniden aklıma heycanlamıştım da doğrusu yürümeye devam ettik arada konuşuyorduk sadece ikimizde birbirimizi hiç tanımadan sadece yolda birbirimize destek olmuş bir çift görünümü vermiştik.Özgür olduğumu hissetmiştim yeniden yolda yürürken bi köpek çıktı karşımıza yeniden sevimli bişiydi ama çok havlıyordu ısırcak gibi değil ama sevin beni gibisinden baya bi sevdik onu peşimizden geldi ama bi yere kadar devamlı sevilmezdi kibi ağacın yanında bıraktık onu bırakmadan önce bu kız o köpeği severken benim hiç sevmediğim bir kelime kullanmıştı.(aşkım) ben sevmem ama onun o hafif kısık olan sesiyle duyunca neden o kadar etkileyici gelmişti ki?O kadar yağan yağmur ve esen rüzgar tühlerimi ürpetmemişti de soğuktan bi kelimeyle bunu nasıl başarabilmişti?işte o an korkmuştum aslında " yoksa " demiştim kendi kendime derken yürümeye devam ettik başını döndüğünü söledi birazcık taşıdım sonrasında tamam dedi yürüyebilirim biraz daha taşıdım tamam tamam gerçekten teşekkür ederim dedi ve yürümeye başladık yeniden.Elimi omzuna atmadan önce üşüdüğünü söledi ve sokuldu biraz bi elini göğsüme koydu vicudunu vicuduma biraz daha yaklaştırdı elimi omzuna attım ve yürümeye devam ettik saçları ne kadar kötü koksada yağmurdan ve kirli havadan dolayı , teninin kokusunu unutabiliceğime inanmıyorum.Göz göze geldik burnundan öptüm minnacık bişidi zaten bide hızması vardı.Sonra öptü beni hava uzun zamandan sonrailk defa aydınlanıyordu ki öptükten sonra yolunu değiştirdi ve gitti bakışları artık eskisi gibi değildi.Gitmesini engellemeye çalıştım ama yapıcak gücüm yoktu.Aslında gücüm vardı ama o benden daha güçlüydü.Inanmazdım benden daha güçlü olabiliceğine ama öleydi ve gitti içimde gittikçe katılaşan bir mor bulut bırakarak bir elinde bavulu diğerinde ise üzerinden hala kanları damlıyan kalbimle...

Friday, May 18, 2007

Yineden...

Kendimi herzaman başkalarından ayırsam bile benimde herkese benzediğim yönlerimvardır ne yazık ki çünkü bende yaşıyorum bi şekilde bi dünya denen mekandave bunun bana getirdikleriyle götürdükleri çok farklı şeyler benim kendimegöre diğerlerinden ayıran tek farkım denebilicek kadar baskın olanı ben bütünbu kaos içerisindeyken çarklarımın dışına çıkıp olanlara tepeden bakıp geriçarklarımın arasına gelebiliyorum ve bu sayede hangi çarkın ne tarafa dönmesigerektiğine karar verebiliyorum bazen ters düşsede benim görüşlerime yapabilitemvar yani :) uzun zamandır bir çalışma içerisindeyim ve bu yakında olucak olansınavımla ilgili son zamanlarda fazla ders çalışamıyordum yinede çalışmaya çalışıpbi şekilde döndürüyodum çarklarımı belki geçmişten kalan deneyimlerimle yapıyordum bunu ama oluyordu işte yaklaşık altı ay önce geldin sen bu kaoslarla lanetlenmişboktan hayatıma.Benim hayatım biraz odama benzer kimse birşey anlamaz yani herşeyheryerdedir istediğin zaman istediğini yapabilirsin en sevdiğim özelliğide o zatenistediğin zaman çıkıp gidebilirim odam dağınık olsa bile bilirim ki geri geldiğimdedeğişen tek ben olmuş olucam ve geçmişimi sorguluyabilicem bunu yaparken çok eğleniyordumama işler biraz karıştı sonra geldin işte sen ve ben hayatıma baktım biraz biraz da odamayerlerdeki çorapları banyoya götürmeyeli uzun zaman olmuş iç çamaşırlarımdan temiz olanlarıbaya bir azalmış onları yıkadım sonra onları koymak için yer bulamadım çünkü herşey çok kirliydielektirik süpürgesini aldım (elektirik süpürgesi ne saçma bir isim olduğunuda şimdi farkettim yanielektiriğimi süpürüyo ki öle demişler neyse ) etraftaki tozları süpürmeye başladım aslındaaltta tahta zemin varmış kirden gözükmüyen.Bütün bunları ben neden mi yaptım? Olurda bakarsıngörme yetin devreye girerde beni görürsen o kadar da dağınık görme diye belkide beğenilmeyi isteme duygusu kaplamıştı içimi anlayamadığım bir şekilde etkilenmiştim işte sende devamlıbir yanına gelme isteği yanında olma bişiler söliyip (ama bunları doğalmış gibi gösterimaslında çoğu doğaldı ama yinede vardı içlerinde doğal olmuyanlarda ) senin gülümsemeni görmekbenim tatilim gibi geliyordu bana.Sanki hergün yeniden ölüp hergün yeniden doğmaya başlamıştımgülüşün arada kalıyordu kaçırmamak içinde hızlı koşmam gerekiyordu neyse bahsetmeye çalıştığımşey kaos işte bütün bunların arasında birde ders çalışmak gerekiyomuş yapmıyor değilim ama zorlanıyorumve bişi itiraf etmek istiyorum senin gelmen bu durumu pek kolaylaştırmadı kötü yönde değil benim iyi notlarımı görünce mutlu olabiliceğin düşüncesi beni derslere daha bi istekli yapmayabaşlamıştı artık bazı şeylere daha az zaman tanıyıp bir test daha çözüyorum.Gecenin uykusu kaçmışo saatinde kalkıp acaba bu kelimenin anlamı neydi diye bakıyorum olurda belki sorarsın diye.Sonraları artmalar oldu hayatımda hatta o kadar hızlı yaşıyordum ki sonradan fark ettim sanki artıkgülümsüyebiliyodum sana o kadar yakışıyordu ki gülümsemek çok özenmiştim acaba bende yapabilir miyim?sanki oluyor gibiydi yinede sana daha çok yakışıyor çünkü doğal gülümsüyorsun öle işte...

Olan oldu ya geldin hayatıma sıkı sıkı tuttun ellerimden sanki sakın kayıp gitme hayatımdan der gibiydinbilmiyorum nolur olur ya da olmaz sonunda nerelerde belkide belabel belki ayrı oluruz ki bunu hiç istemem.Yani sonuç olarak hayatıma girdiğin için teşekkür ederim herşey için teşekkür ederim çünkü bana yeniden kaybedicek birşeyimde olabiliceğini hatırlattığın için teşekkür ederim bana beni hatırlattığın için teşekkürederim bana sahip olduğum yetenekleri hatırlattığın için teşekkür ederim bana yeniden beni hatırlattığın içinteşekkür ederim son olarak hayatın hala yaşamaya değer olduğunu hatırlattığın için teşekkür ederim son olarakhayatta hala mucizelerinde gerçek olabiliceğini hatırlattığın için minnettarım sana şimdi pamuk pamuk uyuyorsundevam et çünkü sen uyuduğunda ben huzurlu hissediyorum bunu sen bilmiyorsun ama ben seni seyrederken bunu farkettimne zaman seyrettiğimi tahmin edebiliyorsundur.....